Rusya-Ukrayna savaşının ortasında Shakhtar Donetsk'i çalıştıran ve geçtiğimiz sezon şampiyonluğa ulaşan Arda Turan, İtalyan basınına samimi açıklamalarda bulundu. Arda Turan, Ukrayna'da yaşanan trajediyi gözler önüne serdi.
Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Inter ile oynayacakları maç öncesinde La Gazetta Dello Sport’a açıklamalarda bulundu. Shakhtar Donetsk'in başında geçirdiği bir buçuk yılı değerlendiren Arda Turan oyun anlayışı, Ukrayna'daki savaş ve Inter ile oynayacakları maç hakkında konuştu. Turan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;
“Göreve geldiğimde yetenekli ancak güçlü bir kolektif kimlik oluşturması gereken bir takım buldum. İlk sezonumuzda şampiyonluğu kazandık ve Konferans Ligi'nde yarı finale yükseldik. Şimdi ise Şampiyonlar Ligi'nde de yer alabileceğimizi, en üst seviyede mücadele edebileceğimizi göstermek istiyoruz. Bu seviyede maçların kaderini çoğu zaman ayrıntılar belirliyor. Vücudunuzun yanlış bir pozisyonda olması bile size pahalıya mal olabilir. İnandığımız bir oyun sistemimiz var. Sahada ne yapmamız gerektiğini her zaman biliyoruz. Maçı kontrol etmek, topa sahip olmak ve topu kaybettiğimizde hemen tepki vermek istiyoruz. Sportif açıdan yaptığımız iş son derece zor. Ancak bunun bir bahane olarak algılanmasını istemiyorum.”
“Evet. Oyuncuların toparlanmasına zaman tanımadan saatlerce otobüs ve tren yolculuğu yapıyoruz. Antrenman yapmak için zar zor zaman buluyoruz. Avrupa maçları için yaptığımız yolculuklar ortalama 14 ila 16 saat sürüyor. Bazen eve bile dönemiyoruz. Yalnızca maçların oluşturduğu yükü değil, bu yolculukların neden olduğu yorgunluğu da hesaba katmak zorundayız. Bu takvimin üstesinden gelmek bilimsel açıdan neredeyse imkânsız. Genç bir takımız ve daha az deneyimli oyuncular sakatlıklara karşı daha savunmasız. Çatışmanın üzerimizdeki etkisini en aza indirmek için bazen inanılmaz planlar yapan kulübüme teşekkür ediyorum.”
“Tekrar ediyorum, bunun bir bahane olarak görülmesini istemiyorum. Ancak aynı zamanda bu durumu normalmiş gibi kabul edemeyiz. Ukrayna'da savaş var, her gün insanlar hayatını kaybediyor ve dünyanın bunu bilmesi gerekiyor. İnsanlar inanılmaz bir güç ve direnç gösteriyor, yaşama sevinçlerini kaybetmiyorlar. Bir geceyi sığınakta geçirip ertesi sabah dışarı çıkabiliyor, işe gidebiliyor veya çocuklarını okula götürebiliyorlar. Hayatın durmasına izin vermeyi reddediyorlar. Böyle bir halkın karşısında şikâyet etmemiz haksızlık olur. Futbol, bu insanlara birkaç saatliğine de olsa mutluluk verebilir. Biz yalnızca bir takım değiliz, bir ülkenin umudunu temsil ediyoruz.”
"Geçen yıl LNZ'ye sahamızda 4-1 mağlup olduk. Bir gün önce Lviv ağır bir saldırıya uğramış, insanlar geceyi sığınakta geçirmişti. Maçın ardından çok öfkeliydim. Bir süre sonra kendimi 8 yaşında bir çocuğun karşısında buldum. Adı Roman'dı ve Shakhtar taraftarıydı. Evi bombalanmış, annesini kaybetmiş ve 35 ameliyat geçirmişti. Bana, ‘Hocam, üzülme. Hayatta güzel günler de kötü günler de vardır. Yoluna devam etmelisin’ dedi.”
“Yaşadıkları düşünüldüğünde, geleceğe böyle bakabilmesi olağanüstüydü. O gün Roman'dan hayatımın en önemli derslerinden birini öğrendim: Mesleğimize saygı duymalı ve insanları mutlu etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Ancak bunun bir oyun olduğunu, gerçek hayatın ise çok daha büyük olduğunu asla unutmamalıyız. Roman bana bunu hatırlattı. İletişimimizi sürdürüyoruz ve fırsat buldukça bir araya geliyoruz."
“Bunu yaşamadan anlayamazsınız. Alarm çaldığında kendinizi değil, ailenizi, oyuncularınızı ve onların sevdiklerini düşünüyorsunuz. Isaque'nin PSV karşısında Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçına çıktığını izlerken telefonumda bulunan bir fotoğrafı hatırladım. Bir bombardıman sırasında otelin lobisinde uyumaya çalışırken onu bir battaniyeyle örtüyordum. Tıpkı kendi çocuklarıma yapacağım gibi… O fotoğraf takımımızı anlatıyor. Birbirimize sahip çıkıyor ve yolumuza devam ediyoruz.”
"Oyuncularıma her zaman ‘Shakhtar gibi oynayın’ diyorum. Bunun sıradan bir söz olduğunu düşünmüyorum çünkü yıllardır oturmuş bir kimliğimiz var. Brezilyalı oyuncular buraya çok büyük bir potansiyelle geliyor. Biz de bu potansiyeli, daha fazla fiziksel temas ve ikili mücadele gerektiren modern futbola yönlendirmeye çalışıyoruz.”
“Savunma açısından Simeone'den çok şey alıyorum: pozisyon alma, kompaktlık, pres ve pas yollarını kapatma. Hücumda ise yerleşik savunmalara karşı çözüm üretme konusunda Luis Enrique'den ilham alıyorum. Oyuncularla ilişkiler ve stres yönetimi konusunda Fatih Terim'i, sezon öncesi hazırlıklarında antrenör Ortega'yı, duran top organizasyonlarında ise Burgos'u örnek alıyorum. Ancak bir teknik direktör, kimliğini tek bir kişiden etkilenerek oluşturmaz. Herkesten bir şeyler öğrenir ve ardından bu dersleri kendi sistemine entegre eder.”
“Inter, dünya futbolunun en büyük markalarından biri. Ancak futbolculuk kariyerim geçmişte kaldı ve ‘acabalarla yaşamak doğru olmaz. Inter'e saygı duyuyor ve hayranlık besliyorum ama bugünün tadını çıkarıyorum.”
Kaynak: Hürriyet → Orijinal Haber

