Fenerbahçe, Türkiye Kupası Çeyrek Final maçında Konyaspor'a 120+2. dakikada penaltıdan yediği golle yenilere kupaya veda etti. Hürriyet yazarı Banu Yelkovan bugünkü yazısında sarı-lacivertlilerin yenilgisini değerlendirdi.
Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final maçında Konyaspor, Fenerbahçe'yi konuk etti.
Medaş Konya Büyükşehir Stadyumu'nda oynanan mücadelenin 90 dakikasında 0-0 beraberlikle sonuçlandı. Bu sonucun ardından maçta uzatma dakikalarına geçildi.
Dakikalar 120+2'yi gösterirken Konyaspor, VAR uyarısının ardından penaltı kazandı. Marko Jevtovic, 120+2. dakikada penaltıdan ağları havalandırdı ve takımını yarı finale taşıdı. Fenerbahçe ise bu sonuçla kupaya veda etti.
Sarı-Lacivertlilerin kupa macerasının sonlandığı Konyaspor yenilgisini Hürriyet yazarı Banu Yelkovan bugünkü yazısında değerlendirdi.
BANU YELKOVAN – SEZONU KURTARMAK İÇİN TEK ÇARE DERBİ KALDI!
Bu maç Fenerbahçe için bir toparlanma nefes alma fırsatına dönüşmüştü.
Konya'da akşamın uzunca bir bölümü, kaybedenin eleneceği bir çeyrek final maçı için fazla ağır, fazla renksiz, fazla heyecansız aktı. İki taraf da farklı sebeplerle bu maçı kazanmayı çok istiyordu ama kazanma arzusu mu daha ağır bastı, kaybetme korkusu mu tartışılır. İlk 60 dakika, Fenerbahçe’nin tanıdık bir özetiydi. Topu tutan, oyunu kontrol eden, rakip yarı sahada daha fazla görünen bir takım. Ama kontrol ile tehdit arasındaki ince çizgi, bir türlü geçilemedi. Fenerbahçe topa sahip olma oranına yansıdığı kadar, yani biraz, yüzde 53’e 47 kadar üstündü.
Maçtan önce, “Kaybedecek bir şeyimiz yok. Kazanmak için oynayacağız” demişti İlhan Palut. Bu sezon önce Rize’de, şimdi Konya’da sarı lacivertlilere rakip olan Palut’un takımı, Muleka’nın sakatlanıp yerini Kramer’e bıraktığı 65. dakikaya kadar biraz daha net, sonrasında biraz daha işini şansa bırakarak oyuna ortak oldu. Sahasında oynadığı son 11 maçta mağlubiyet yüzü görmeyen, son haftaların formda ve ligde gayet rahatlamış takımı olarak gözünün Avrupa’ya giden en kısa yolda olması son derece rasyonel bir hedefti. Ama hedefin büyüklüğü, oyunun temposunu büyütmeye yetmedi. Ya da belki Palut tam da bunu istedi.
Fenerbahçe cephesinde ise başka bir ağırlık vardı. Yoğun fikstür, daralan kadro, üst üste gelen sonuçların yarattığı mental yük bu maçı sadece bir çeyrek final değil; aynı zamanda bir toparlanma, nefes alma ve derbi öncesi kendini yeniden kurma fırsatına dönüştürmüştü. Gel gör ki bu onlar açısından da maçın ritmine bir türlü yansımadı. Fenerbahçe’nin biraz daha fazla topa sahip olduğu, biraz daha fazla ceza sahasında göründüğü, biraz daha tehditkâr olduğu ama ‘biraz’ların bir türlü ‘yeterince’ye dönüşemediği maç iki uzatma devresinin son anlarına kadar aynı temposuzlukta ilerledi, taraflardan birini rahatlatacak diğerini hamle yapmaya zorlayacak kırılma anı bir türlü gelmedi.
Ta ki 117. dakikada Kramer, Semedo’nun müdahalesinde yerde kalana, VAR’dan gelen penaltı Jevtovic’in ayağından gole dönene kadar. Maçın kalan uzatma dakikaları tamamından çok daha heyecanlı geçse de Fenerbahçe için gol sesi bir türlü gelmedi ve sarı lacivertliler için sezonu kurtarmak için tek çare, derbi kaldı.
Kaynak: Hürriyet → Orijinal Haber


